15 Haziran 2016 Çarşamba

Çınar'ın Kitaplığı-2-

Hadi devam edelim aylar geçmeden :) Yaptığım alışverişlerin sırasına göre devam ediyorum.
Sıradaki kitap Net Yayınları'ndan Seni Çok Seviyorum Fil ile Fare
Bu kitabı okumayı çok seviyorum. Çınar da çok seviyor özellikle banyo yapıp, top oynayıp, uyudukları kısmı :) Puf puf kapağı, kalın kartondan sayfaları olması sebebiyle de dayanıklı, kendi başına sayfaları çevirebilmesine imkan veren bir kitap. Diğer hikayeleri de çok güzel görünüyor ama şimdilik kitabımız çok.



Yine Net Yayınları'ndan İlk Sözcük Kitabım'sa tam bir fihrist. İçinde hayvanlar, duygular, uzuvlar, yiyecekler, sayılar, renkler, nesneler, meyveler, temalar var. Bu kitabı bir D&R ziyaretimizde kitap sayesinde yemek yedirmeyi başardığımızda almıştık :) Arabalara, uçaklara bakarken yemeğini yemiş ve çok mutlu olmuştuk. Hala en çok taşıtlar sayfasını seviyor Çınar. Bizim en sevmediğimiz sayfaysa yiyecekler sayfası çünkü neden bilmiyorum cips, çikolata gibi çoğu ebeveynin çok da tasvip etmediği yiyecekleri de eklemişler.



Sevgili Battaniyem ciltli, içinde battaniyeden ayrılmama, uyumak istememe, yemek seçme gibi çocuk hallerine çözüm olabilecek 10 tane sıcacık hikaye bulunan, 288 sayfa bir kitap. Çizimleri de çok güzel. Okumak için Çınar'ın biraz daha büyümesini, 2 yaşını geçmesini bekliyorum.





İyi Kalpli Küçük Tavşan Yapı Kredi Yayınları'ndan bir kitap.
Kuzenimin kızının doğum gününde bize hediye edildi. Kötü kalpli kurdun eline düşen tavşanların kaçış hikayesi anlatılıyor. 



 Çınar uyandı. Bir sonraki alışverişimin kitaplarında görüşmek üzere :)

11 Mayıs 2016 Çarşamba

Çınar'ın Kitaplığı -1-

Uzun zamandır aklımda bunu yapmak ama bir türlü fırsatım olmuyor. Evdeki kitap sayıları artmaya başladıkça da fotoğrafları yüklemeyi gözümde büyütmeye başladım. Ama bir yerden de başlamak lazım.

Kitap alışverişi kadar beni heyecanlandıran çok az şey var. Konu bir de çocuk kitapları olunca kendimden geçiyorum, kitaplara bakarken, internette araştırırken zamanı unutuyorum. İnternetten alışveriş yapmak hem daha kolay mağazalarda çocuk kitaplarının devamı olmuyor genelde, hem de daha ekonomik. 

Hangi siteden alışveriş yapmayı tercih ediyorsun derseniz babil.com derim. İdefix ve D&R artık aynı şirketinmiş sanırım. D&R'dan aldığım kitabın stoğunun olmadığını siparişten 15 gün sonra öğrenip 1 ay iade için hiçbir konuda bilgilendirilme yapılmayıp, kendim defalarca arayıp takip etmek zorunda kalınca(iban numarasının bile hatalı olduğunu söylemek için aramıyorlar siz düşünün) ve ödemeyi İdefix adına alınca anladım. Bir daha çok zorda kalmazsam tercih etmeyi düşünmüyorum. 

Bir de son 5 seferdir kargo sıkıntısına çözüm olan >Bukoli var ki on numara beş yıldız bi sistem. Kargocu ne zaman gelecek diye hapsolmak yok, çocuğu uyandıracak derdi yok mis gibi gidip petshoptan alıyorum :)

Hadi ilk kitabımızla Çınar'ın kitaplığını görmeye başlayalım.

Tavşan Peter'in Bütün Maceraları kitabını hamileyken almıştım. Şimdi aldığım İş Kültür Yayınların'ın internet sitesinde tükendiğini görüyorum ama illa ki bir yerlerde vardır diye düşünüyorum. İçinde 4 ayrı orjinal resimleri ve hikayesiyle Peter masalı var.



Tavşan Peter Sürprizli Şekiller, Büyüklükler ve Temel Kavramlar kitabını da diğer Peter'le beraber aldım. Linkteki yayıncı sitesinde tükenmiş. Almak isteyenler aramaya inansın ;) Kitabın adından da anlaşılacağı gibi şekiller ve temel kavramları öğreten kulakçıklı bir kitap. Meraklı eller kulakçıkları yırtması diye çaba sarfediyorum birazcık ama güzel.



Kitabın adı Wheelie Puppy. 8 kalın karton sayfasında 8 ayrı oyuncak hayvan fotoğrafı ve ingilizce çıkardıkları sesler var. Bu tekerlekli sevimli kitabı geçen sene bir kriz anında aldık :) Remzi Kitabevi'nde kitaplara dalmıştım ama tabi ki dalmak öyle kolay değildi. Arabalı bir kitap çok ilgi çekiciydi ayrıca sol üst köşesinden de anlaşılacağı üzere çok güzel diş kaşıyordu. 



Küçük kitaplığımızın devamı yine Çınar'ın mışıl mışıl uyuduğu bir öğle uykusunda yazılmaya devam edecek, bekleyin :)


21 Mart 2016 Pazartesi

Korkuyorum...


Korkuyorum ve bu benim acziyetim değil, son derece normal duygularım çünkü kendimi hiçbir şekilde güvende hissetmiyorum.

Bu beni zavallı yapmaz, tedbirli yapar. (Bazı sosyal medya cesur yürekleri böyle düşünüyor, zavallıymışız, korkakmışız...)

Çocuğum var, korkuyorum...

Kendim için de değil korkum, çocuğum için, sevdiklerim için.

Oturduk, oturduk, oturduk pırıl pırıldı hava oysa ki, bahar gelmişti. Çocuk parka gitmek istiyordu ayakkabısını montunu getirip derdini anlatıyordu ben perdeyi bile açmak istemezken.




15 Mart 2016 Salı

Ankara...

 Bir sene oldu Şubat'ta Ankara'dan İstanbul'a taşınalı ama farkettim ki ben hiç vedalaşmadım. Aklıma bile gelmedi kendi günlük telaşlarımdan.

Üstüste o elim terör olayları olmasa bilgisayara oturup eski fotoğraflara bile bakmazdım belki. Allah sabırlar versin tüm yitip giden masum canların ailelerine. Çok çok üzgünüm. En çok yolumun geçtiği durakta bir anne 6,5 aylık bebeğini kaybetti karnında, bir öğrenci sabah sınava girmişti, bir baba mesaiden dönüyordu... Herkes sevdiklerinin kıymetlisiydi, canlar bu kadar sorumsuzca hiç olmamalıydı terör belası yüzünden, önlem alınmalıydı. Hele ki orası ülkenin başkentiyse ve de başka ülke konsoloslukları bile vatandaşlarını uyarıyorsa.

Canlarımzın kıymetli olduğu günler gelir umarım.
Fotoğraflarımı gezerken özlediğimi farkettim.


 Eşim hayret ediyor neyini sevdiğime. Ona fazla geldi on yıl Ankara, bana yetmedi. Neyini sevmeyeyim ki. Oraya O'nu görmek için gidişlerim, düğünümüz, Çınar'ı bekleyişimiz, Kızılay'a doktor kontrolüne heyecanla gidişlerim, doğuma gidişim, Çınar'la İzmir caddesinde ana-oğul gezmelerimiz (listem çok uzar) hepsi çok çok güzeldi. Aklıma hep iyi hatıralar geliyor, kötüler varsa da Ankara'nın bunda suçu yok ki... 


Son olarak Barış Bıçakçı'nın şu sözüyle bitireyim. 

"İstanbul'da gün boyu dolaşırken dünyanın haline üzüldüm. Ankara'da insan sadece Ankara'nın haline üzülüyor."
Tekrar buluşacağım günü özlemle bekliyorum. 
Allah'a emanet olun.

25 Ocak 2016 Pazartesi

2016'nın ilk yazısı...

Yıl oldu 2016, nerdeeen nereye.

2008'in sonunda açıp aktif olarak 2009'un ortasında yazmaya başladığım blogum benim gel bi sarılayım sana kocaman oldun sen yaa. 

Ben de kocaman oldum 5 ay sonra 30 olacağım kısmetse.

Napalım işte iyilik güzellik, çocuk büyütmece, ev toparlamaca, yemek yapmaca hayat koşa koşa gidiyor hızla, tutamıyorum zamanı.

Çınar iyi, Çınar koşuyor, büyüyor, 1,5 yaşında oldu üç gün önce. Artık yiyor içiyor biraz da olsa. Sanki ek gıdaya yeni başlamış gibi hissediyorum bazen. Hala sabah, akşam, gece emiyor tam bir bağımlı. Beşiğini artık sevmiyor bizimle uyumak istiyor malesef. Onunla beraber yatmak çok güzel fakat bir o kadar da tedirgin edici beraber yatmak. Ama annelik hep bir şeylerden tedirgin olma hali değil mi zaten. Yok aslında çok da pimpirikli bi anne değilim. Zarar verecek şeyleri engelleyip çocuğu sürekli orasından burasından çekiştirmeden rahat yetiştirmeye çalışıyorum. Düşünce kendi kalkıyor, eline birşey bulaşınca dudaklarını ciddiyetle büzüp, gözlerini kısıp inceliyor, bir yeri acıdıysa uzatıp öptürüyor, içimi eritiyor. 

Ocak 2015

Ocak 2016

Öyle işte. Tam zamanlı anne olmak çok güzel birşey tüm yorgunluğuma rağmen. Şimdi öğle uykusunda, ben de haşlayacağım sebzelerini ocağa koyup bilgisayara oturdum bir baktım yazmaya başlamışım. Sebzeleri köftesine koyacağım bu arada çünkü en itiraz etmeden yediği şey köfte. Sulu, mama gibi yemekleri hiç sevmedi, yemedi, yediyse de 7. ayda bir kaç kere yedi ve kaşıktan tiksindi malesef. Hiç zorlamadım emdiği için. Doktora son kontrolünde sordum o da normal dedi, çocuklar kendi kendine yiyebilceği şekildeki gıdaları yemeyi sever dedi. Biz de onun keyif alacağı şekilde vermeye çalışıyoruz. Çorbayı bardaktan, yoğurdu yine bardaktan ayran şeklinde seviyor. yani ortası yok ya katı ya sıvı seviyor çocuk. Bizim gibi olanlar illaki vardır, kendi kendilerine keşfetmedilerse birilerine örnek oluruz belki kimbilir. İllaki yemek yemeyi de uykuyu da öğrenecekler. 30 yaşına gelip öğrenmeyen var mı allah aşkına. Akışına bırakınca hayat daha güzel ^_^ ama yine de güzel anlarda çok hızlı akmasa iyi olur.

Sevgiyle kalın...


12 Ağustos 2015 Çarşamba

Çınar'ın doğumgünü...

Şu turuncu kalem işaretine tıkladım da kalbim pır pır, adeta kelebek gibi çarptı ya, hislerimi bir tek eski blogcular anlar :)

Hiç ara vermeden, instagram'ın, whatsapp'ın tuzağına düşmeden yazan, takip eden arkadaşlarıma hayranım gerçekten. İnsan burayı harika arkadaşlar edinmesini sağlamışken neden bırakır ki. Ah benim üşengeç, kolaycı kendim ah...

Neyse güzel güzel dönelim üzmeyelim kendimizi, kalbimiz yine pır pır etsin her güzel yorumda :)

En son yazdığımda Çınar 2 aylıkmış, şimdi oldu 12,5 aylık.

22 Temmuz doğumgünüydü, ben de çok sevdiğim Peter Rabbit temasında bir doğumgünü hazırladım tavşanıma. İlk doğumgünleri annelerin aslında ;)

Pinterest sağolsun hiç yormadan, aksine her fikirde heyecanlandırarak gezdirdi beni sayfalarında. Şimdi seneye ne yapacağımı düşünmeye başladım, çok zevkli bu işler.
Havuca benzeyen çatal, bıçaklar,
Tavşana benzeyen bardaklar, kurabiyeler,
 Bizzat havuçlu toplar,
 Çilekli naked cake,
 Ve daha neler neler...

Bu yaş da bitti, minik tavşanım büyüdü, kendi başına uzun yollara cesaret edemese de yürümeye bile başladı. Bizi her gün şaşırtmaya devam ediyor. 

Sağlıklı yılları olsun Çınarcığımın, iyi ki doğurmuşum ^^



19 Eylül 2014 Cuma

2. ay biterken...

Sevgili Blog,

Bir haftadır süren çığlıklı gülme çalışmalarımı bugün biraz hızlandırayım dedim, art arda daha sesli çığlıklar atınca annem biraz şaşırdı. Baktım hemen fotoğraflarımı filan çekmeye başladı, tam video çekecekken bıraktım çığlık atmayı. O elinden düşürmediği alet de pek havalı, ah bir elime geçirebilseydim...

Arada konuşuyorum, aggu, abbu, gali, gagaugı filan diyorum ama nedense bana gülüyorlar. Onlar konuşuyor ben konuşuyorum muhabbet çok anlamsız bir yere doğru gidiyor. Anlamıyor bunlar beni yaa...

Annem gazımı çıkartırken ben de onun sırtına vuruyorum. Buna da şaşırıyorlar, ne var ki bunda?

Günün en sevdiğim zamanları emerken annemle karşılıklı bakışmak, gülüşmek, göz kırpmak. Annem de çok seviyor biliyorum. En sevmediğim zamanlar ise karnım ağrıyarak uyandığım zamanlar. Çıkgazçıkgazçıkgaz diye bi oyun bulmuş çok komik. Ben sonunda pırt yapınca annem bi mutlu oluyor bi mutlu oluyor, onun bu haline çok gülüyorum ^_^

Yarın ikinci ay kontrolüm varmış, umarım bu sefer bir yerimi kesip biçmezler. 

Sevgilerle Çınar