30 Haziran 2009 Salı

Rüzgar gibi geçti...

Ben geldiiimm :)

Ankara'dan rüzgar gibi bir Pinky geçti. Sahiden rüzgar gibiydi, hiçbirşey anlamadım desem yalan olmaz. Rüyada gibiyim hala. Ve garip bir yorgunluk hissediyorum hassas bünyemde. İndirimlerden geri kalmamak için çok koşturdum, ondan birazda yorgunluğum. :)

Şimdi işin en zor kısmı bavuldan boşaltılanları yerleştirmek. Halbuki bavula dizilirken ne kadar da zevkliydi herşey. Herşeyi yıkadım ve toplanıp ütülenmeyi bekliyorlar şu anda arkamda. Ah Katya.. Nerdesin?.. Gel de bir toparlayıver...

Bu arada yolculuğum çok güzeldi. Firmadan gerçekten çok memnun kaldım. Çağan Irmak'ın Ulak filmini izledim giderken. Kesinlikle süper bir filmdi, çok beğendim.

İşler beni bekler, ben gideyim şekerler.. :)

22 Haziran 2009 Pazartesi

günün komiği...




Yalanmıydı şimdi hepsi :)

yolcudur Pinky bağlayamazsın ki...

Dileğime karşılık Görkemcim öyle bir amin dedi ki, birkaç saat içinde dileğimin gerçekleşeceği haberini aldım. Şimdi herkes dileği için Görkemsan'ın kapısına kuyruk olabilir. tutuyor vallahi...

Şimdi sorarım size Pinky bu hafta içinde ne çeşit bir bebek görecek? (Bilene bir sıkımlık düş macunu vericem.)

a)yeni doğmuş bir bebek görecek

b)7 sene büyümüş bir bebek görecek

c)koca bir bebek görecek

d)daha doğmamış bir bebek görecek

e)Pinky bebek adasına yolculuk yapıp bütün bebekleri görecek.

Bu da nasıl bir soru? deme, karıştırma blogcum. Üzümünü ye bağını sorma. Göreceklerimin hepsi bebek çünkü :) evet doğru şık, e şıkkı. Bilenler söylesin düş macunlarını gönderiyim. yatmadan önce kullanıp güzel düşler görsünler. öeh :) Evet sevinçten kafayı yedim. Evet iyiyim, gerçekten...

Elim ayağıma dolanmış gibi hissediyorum ve bu yüzden bavulumu bile hazırlama girişimine başlayamadım henüz. Şuanda kafamda günlük giyeceklerimi düşünüyorum. Kafamdan bir liste yapıyorum, rüyamda bir liste yapıyorum, birhangişey unutmayayım diye. Ben normal zamanlarda çok programlı hareket eder-dim. Bir hafta önceden gidiş dönüş biletimi alır-dım. Bir hafta önceden valiz hazırlar-dım. Çok temkinliy-dim çook.. Ama bu sefer olmadı böyle birşey. Yarın öğlen hop diye yollara düşücem. Bir de böyle deneyelim bakalım. Daha mı az stresli acaba? Neyse, kaygılardan kurtulalııım, hayatın tadına bakalııım..



Haydi kendinize iyi bakın sevgili blogdaşlarım. Görüşürüz haftaya bu zaman. Hoşçakalın. :) Esen kalın :)

21 Haziran 2009 Pazar

günün komiği...




Bazen inanasım geliyor reenkarnasyona, bazen inanmayasım. karar veremiyorum be blog.
Sorsalar 'Yunan mitolojisinden tanrı-tanrıça birleşimi bir tanrıçaydım heralde' derim. Mesela; Gaia veya iris. :D Kim istemezki tarihte adı geçen biri olmayı. Akhilleus' da öleceğini bile bile onun için gitmedi mi Truva savaşına. Sırf adı geçsin, namı yürüsün istemedi mi?

İşte insan böyle bir canlı. 'önceki hayatımda kurbağaydım' diyenini zor bulursun blogcum. Hepimiz soyluyuz :)

Sonradan düşen taş: Yanlış tahmin etmişim ben kendimi. Aklıma şimdi geldi,ben öğrenmiştim ne olduğumu. Şöyle birşeydi; Bugünkü Yeni Kaledonya civarında bir yerlerde 1200 civarında doğmuşum. Yine kadınmışım. Bir flozof veya düşünürmüşüm. vay anasını sayın seyirciler :)

Sizde öğrenmek isterseniz şuna tıklayın.

20 Haziran 2009 Cumartesi

çakma turist Pinky'nin maceraları (part 1)...

Pinky dünyayı geziyor efendim birkaç gündür. Hem de jet hızıyla geziyor, öyle böyle değil. Tutabilene aşkolsun.

Önce kalktım Porto Riko ya Isla Verde plajına gittim. Nasıl güzel bir gökyüzü vardı anlatamam.Hayran kaldım herşeyine.


Sonraki gün Hawaii'ye uçtuk ayıptır söylemesi. Hilton Waikoloa Willage'da konakladık bir süre..

Ertesi gün Los Angeles'a geçtik ve Laguna Beach e gittik. Vardığımızda sabah yeni olmuştu. Hemen Laguna otele yerleştik ve balkondan gözüken sakin manzarayı fotoğrafladım. Sonra da kalabalık yokken denize girdim.

Ondan sonra ki gün Kanada'ya Niagara şelalesini görmeye gittik. Gittiğimizde güneş batmaya başlayacaktı ve şelalenin üstünde gökkuşağımsı ışık vardı.Ne yaptık, fotoğrafladık hemen.


Şelaleye baktık ve havaalanının yolunu tuttuk. Bu sefer nereye? New York'a a dostlar. Arkadaşlar bekliyor. Times Meydanı'nda de gezdik tozduk arkadaşlarla. Birde fotoğraflarını çektim kerataların.

Sonraki gün öğleden sonra, sondan bir önceki durağımız olan Özgürlük heykelini görmeye gittik.Güneş batarken harika bir manzara çıkmıştı karşımıza.

Bu kadar yorgunluktan sonra nihayet son durağımız olan Fransa'ya da uçtuk. Biraz dinlendikten sonra akşam yemeğimizi Eyfel Kulesi'nde bulunan Le Jules Verne Restaurant'ta yedik. Yemekten sonra bir de fotoğrafını çektik aşağıdan.

Hayır başıma talih kuşu konmadı. Hayır özel jetim de yok benim.
Peki nasıl mı oldu bütün bunlar? Şöyle efendim Earthcam diye bir internet sitesi var. Tıklıyorsun, dünyanın önemli bazı bölgelerini canlı canlı izliyorsun. Pinky de canı sıkıldıkça böyle yapıp geziyor görmediği yerleri. Bu kadar efendim.
Efendim? Hayır kafayı da yemedim. Hayal kurdum azıcık. :D

18 Haziran 2009 Perşembe

günün komiği...




Birşey unuttum :) Annemde böyle dedi. 'Edebiyat öğretmeni olacaktım' diyip duruyordu zaten.Hamurunda varmış :)

sabahtan elimde kalanlar...

Aradığınız Pinky e şu anda ulaşılabiliyor. Yeni görünütüleriyle denizden evine teşrif etti. Sırf size bir yaz sıcağının sıcaklığını, denizin serin sularınının serinliğini yaşatmak için.. Kendisi için değil;



Aradığınız ayaklara şu anda ulaşılamıyor. Taşların içine gömülmüş olması ihtimal dahilinde;
cosss...



Kendisi bu nadide sanatsal çalışmasını, kalbinin sahibine adıyor ve öpücük gönderiyor ;* ;

17 Haziran 2009 Çarşamba

el salla el salla...

Denizdeydim dün yine..

Ayağımın hemen altından akşam yemeğine çıkmış bir balık sürüsü geçti bana değmeden. el salladım arkalarından;


Kafamın üstünden kırmızılı bir uçak geçti.Keşke sualtı fotoğraf makinem olsaydı dedim kendi kendime. Ona da el salladım,hatırı kalmasın bende..


Kıyıdan bana bakan aile fertlerime el salladım yine çocukça bir sevinç ve coşkuyla :)



Üstümden bir kuş geçti elimi uzattım konsun diye konmadı ve uçtu gitti. bende ne yaptım? el salladım :)


Barış Manço'ya saygılarımla;

günün komiği...



Çok seviyorum mizah dergisi okumayı. En çok Penguen'i seviyorum. Hepsini bir çırpıda okuyorum, sonra tekrar tekrar okuyorum:) Şimdiye kadar aldığım bütün mizah dergilerini biriktirdim. İleride çocuklarıma vericem. Sonra onlarda çocuklarına, çocuklarına.. derken bunun bir aile geleneği olması beklentisi içindeyim :)

15 Haziran 2009 Pazartesi

Balina nefesi...

denizde bir gün;

pinky: bu sıcaklıkta ne? ayağıma sıcak sular geliyor.
pearly: balina nefesi o, suyun dibi ondan sıcak
pinky: !!!

pearly derinlerde gözlükle dalar çıkar;
pearly: :\ yüz çabuk yüz.. suyun altına bakmadan yüz..

panikle kıyıya ulaşınca;
pinky: ne.. ne gördün.. köpek balığımı? balina mı?
pearly: kocaman bir balık gördüm suyun dibinde (iki elini yarım metre açarak)
pinky: hii.. iyi ki haber verdin canım pearly..


Sonraları gözümü açamaz oldum suyun altında.Kör kör daldım birşeye çarpmamak veya önümde bir balinanın ağzını açarak bana gelmediği umuduyla. Ama yinede daldım deniz kızı gibi dalgalanarak , arada gözümü açıp, sonsuz maviye bakıp denizkızı görmek umuduyla :)


Aslında çok şirin ve cambaz şeyler bunlar :) Ama denizde yabani olanı çıksa karşıma bayılırım heralde. Bayılmazsam da araba farı görmüş tavşan gibi donar kalırım yerimde.. :)





Dün yine denizdeydim. Şemsiyenin altında olduğum zamanlarda da güzel vakit geçirdim. Bulutlara baktım. Yurdum insanına baktım. Denize baktım. Kitap okudum. İyi ki yaz diye bir mevsim var ve buradan hiç gitmiyor.. :)

13 Haziran 2009 Cumartesi

İyi ki doğdumm la la la laaa...

gün itibariyle 23 oldum. Halbuki daha küçükmüşüm gibi hissediyorum. Mesela 5 :)

Bebek mağazalarına girdiğimizde kendime prenses elbisesi beğeniyorum, peri kanatları beğeniyorum, bebek kremlerine, pudralarına bakıyorum. hepsi kendim için.. Ayıcıklarım var hala en yakın dolabımda :) Hala çizgifilm seyrederim zevkle. Şuanki favorim sponge bob :)

Büyüdüğümü hissettim dün ama bu yaptıklarımdan da hiç vazgeçmek istemiyorum. İstediğim birşey alınmadığında kendimi yere atmak istiyorum :) Mızmızlanmak istiyorum. Kreşe gitmek istiyorum tekrar. Kalbim 5 yaşımda kaldı. Halbuki doya doya da yaşadım ama kaldı işte napıyım.. Çok sevdiğimden kaldı heralde. Ben büyümezsem annemde büyümez, kardeşimde. Kardeşim uyurken uyansın diye gözünün içine bakarım. Uyanırsa oynarız belki.. daha kundakta olur ama olsun.. hihihi... Söz bu sefer kıskanmayacağım ona gelen hediyeleri.

Neyse artık yapacak birşey yok büyüdüm ve büyümeye devam edicem. Her yaşın ayrı güzelliği var diye de bir klişe patlatıveriyim tam olsun.

Herzamanki gibi heyecanlıyım doğumgünüm olduğu için.. Umarım 70 yaşına gelince de böyle çocuklar gibi heyecanlı olurum. Şu şarkıyı her dinleyişimde heyecanlanacağım kesin;


İkram olarak herkese glitter cupcake, kendi ellerimle kestim yapıştırdım ;


11 Haziran 2009 Perşembe

Herşeyi bilen uyanık blog...

Sevgili blog;

Aşk-ı Memnu'yu seyrettim. Bu haftaki bölümü çok sıkıcı buldum. Bither'in Nihal'e aldığı (zümrüttü sanırsam) yüzük-küpe üçlüsüne bayıldım, o arada giydiği yakası fiyonklu elbise de çok güzeldi. .Hemen ardından verilen yeni bölüm fragmanına baktım, baktım... Yakalanma korkusuyla sezon finali yapacaklarını anladım. Ama gelecek sezon sonuna kadar yakalanmayacaklarını tahmin ediyorum.

Sonra bilgisayara gelip her şeyi bilen kadınla oyun oynadım. Tuttuğum şeyi bilmesin diye uğraştım önce, Necefli Maşrapa dedi bana. Sonra acıdım çırpınışlarına bir tur daha oynadım. Bu sefer bildi. İşte onunla muhabbet ettik filan..

Şimdi Uyanık Bar'ı seyredicem. Bakalım kimler gelmiş... Hadi iyi geceler sana. Annengillere selam söyle..

10 Haziran 2009 Çarşamba

akşam oldu böyle oldu...

gün batarken dışarı çıktım bugün ve durgun denizi seyrettim parmaklıkların arkadından.



bulutları seyrettim, ama bu sefer birşeye benzetemedim. sonra kafamı sola çevirdim limana baktım.bulutların üstünde renkler birikmişti.


sonra ördeklere bakmaya gittim. bir ördek tek ayak üstünde, suyun döküldüğü yerde duruyordu. o bana baktı, ben ona baktım istifimizi bozmadık.


bir gemi gördüm gezi halinde.. ah o gemide bende olsaydım,ortadaki pembeliğe yol alsaydım dedim içimden.


vintage biscuit e özendim ayakkabılarımı çektim.

bütün bunlar olurken içimden şu şarkı geçiyordu. bende içimden söyledim, dışa vurmadım;

Inga & Anush - Jan Jan

gökyüzünde yalnız gezen ufolar...

Yeryüzüne ininde kaynaşalım,konuşalım. Ne olacak bu küresel ısınma, yok olup giden doğal kaynaklar? Gelinde biraz çözüm üretelim yav. Madem daha gelişmiş bir ırksınız bizden, teknolojinizde yüksek, bir el atın, yardımcı olun cıncık gözünüzü seviyim. Ne öyle uzaktan uzaktan bakıyorsunuz.

Türkiye'nin en uzman ufo araştırmacıları sürekli Saba Tümer'in programına konuk oluyor . Her geldiklerin de adamları dinlerken dinlerken kendimi balkonda göğü seyrederken buluyorum ama yoksunuz. Hiç buralara gelmiyorsunuz.

Bir de niye hep Kumburgaz'a gidiyorsunuz? Sizin yüzünüzden yakında Kumburgaz'daa ufo turizmi başlayacak. Ufo manzaralı otel reklamları dolacak orada burada. Afişe oldunuz orda yer değiştirin bence.

Benim anlayamadığım birşey daha var. Melez ırk yaratacakmışsınız. Napcaksınız yeni bir ırkı allah aşkına? Sirius'un sitesinde tüplerin içinde androidler gördüm. Ayıp olmuyor mu dostum biraz? olurmu öyle istem dışı ırk mırk. Rızalarını alsana kaçırdığın kadıncağızların. Valla o çocuklar gerçekse salma buraya medya üşüşür başlarına, helak olur yavrucaklar benden söylemesi.

Domenico Ghirlandaio'nun 15.yy da çizdiği ' Meryem ve Aziz Giovannino ' tablosunda bile varsın. Varsın demekki, saklanma..


bak varsın...

9 Haziran 2009 Salı

Beş çayına misafirim olsa..

Farzedelim ki bize gelmişsin beş çayına. gelirken şu semsiyeyi kullan güneş çok yakıcı burda..



geldin mi? hoşgeldiiin.. bahçeye çıkalım.. Katya bize çay getir. :)

Şu fincanlarda çayımızı içelim..

Sana kendi ellerimle yaptığım kalpli kurabiyeleri,kekleri ikram edeyim şu tabakta..


Şu saat duvarda asılı dursun. zamana bakmayalım, tablo gibi dursun o orda..

bisikletten bozma yeni saksımdaki çiçeklerden minik bir şakayık alıp saçımıza takalım:



yada kopartmıyım çiçekler dalında güzel.onun yerine şunları takalım;





konuşalım, sohbet edelim. aa vakit geç olmuş. gitme bu saatten sonra. bak şirin bir yatakta var burda. pembe rüyalar göör :)

8 Haziran 2009 Pazartesi

İçmişim başım dönüyor, dönüyor...

Benimki şuanda içmeden dönüyor.. Size tavsiyem başınız ıslakken sakın klimanın altında oturmayın. Ne zor işmiş baş dönmesi..

Başınız ıslaksa oturmayın zaten kurutun, sonrada evden çıkın.. Mesela Accesorize'e gidin şu çantaya bakın;



sonra şu tuniği elinize alın, kumaşın deseninde kaybolun;



sonrada şu yüzükleri parmağınıza geçirin. birini sağa, birini sola;




su yeşili sen ne de güzel bir renksin...

Ben şimdi bunlara bakmaya gidiyorum. Baş dönmem de geçti zaten klima kapanınca :) Yoksa bunlara bakınca mı?

7 Haziran 2009 Pazar

caramel kıvamında bir pazar

havalar iyice ısındı buralarda. ve ben nihayet deniz sezonumu açtım. o kadar çok özlemiştim ki denizi, deniz çantamın içini açıp kokluyordum.

denize gelince; kıyılar soğuk, açıklar sıcak yada ben açıklara yüzünce ısınıyorum. zaten güneş öyle yakıyor ki üşüyemiyorsun. denizin şuan ki serinliğini ağustostaki çorba haline tercih ederim. su sıcak, dışarı sıcak ferahlayamıyorki insan.

erken gittik, erken geldik, çok yüzdüm, çok yoruldum. şimdi dinlenme zamanı..




iyi pazarlar...

5 Haziran 2009 Cuma

pinky'nin güğümleri kalaylı, fistan giymiş etekleri alaylı

alışveriş merkezlerini severim ama, alışveriş delisi de değilim canım.. eksiklerimi alıyorum sadece :) eksikler bitmiyor çoğu zaman o ayrı bir konu...
Bu Koton elbiseyi anneler gününde YKM de ki %50 indirimden almıştık. yaka kısmıyla birazcık oynadık ve günlük giyebileceğim bir hale getirdik.

yarıfiyatı: 47,00 tl

sonra yazlık ayakkabılarımı çıkartırken fakettim beyaz ayakkıya ihtiyacım var, ve şunları aldım Queen Bee den;


fiyatı:49,90 tl

kaldırım taşlarının aralarına giren (kalın, ince farketmez) topukları düşünecek olursak en rahatı doldu topuk bence. yıpranmıyor ve oldukça rahat. uzun süre yürüyecek ve ayakta duracaksam dolgu topuk sandalet giyerim.



daha sonrada siyah ayakkabı ihtiyacım türedi ve İnci'den, saten üzerine siyah şifon fiyonklu şu cicileri aldım;

fiyatı: 49,90 tl

sonuç olarak çok karlı bir alışveriş oldu. Teşekkürler Anneciim. :D

ve elbiseme uyacak mavili yeşilli bir kolye yaptım.



Evdokia Kadi-Femme Fatale

3 Haziran 2009 Çarşamba

Lavanta kokulu kuşlarım




Kuşları çok seviyorum ben. Yumuşacık tüylerini, kanatlarının altının mis gibi kokusunu :) Şeker'imin çok güzel kokardı tüyleri, hala burnumda sanki... Onun mis kokusuna benzemesede ben yine sevdiğim lavanta kokusuyla doldurdum yaptığım kuşların içini.



aslında dolabımın içine asacaktım. sonra farkettimki çok güzel duvar süsü oldular.



bunlarda dolabımı mis gibi kokutan lavanta keseciklerim.



yapılışları göründüğü gibi çok basit. hepsini elimde diktim. makinem olsa seri üretime geçicem ama yok malesef :)