2 Mayıs 2010 Pazar

tarih kokulu cumartesi...

Cumartesi günü annemin arkadaşının resim sergisi açılışı için Antalya Müzesi'ndeydik.

7000 metre karelik alanda yer alan ve 13 sergi salonunda 5000 eserin sergilendiği Türkiye'nin en büyük müzelerin biri müzemiz. Daha sergilenmeyen ama korunan 25000-30000 arası eser varmış. Onları da görürüm bir gün umarım.

Çok sevdiğim bir yer müze. Yunan mitolojisinin beni hep büyülemesinden, Afrodit, Apollon ve Zeus heykellerini görmenin verdiği şaşkınlıktan (şunun 7. maddesine bakınız), çocukken görüp bir hayli korktuğum küp mezardan, üzeri binbir işlemeli şahane lahitlerden, madeni paralardan ve mozaiklerden çok etkileniyorum. Sanki bana aitmiş gibi seviyorum müzeyi ve içindeki eserleri. Bir de bir zamanlar o tanrıların, tanrıçaların gerçekten yaşamış olmalarına olan inancım destekleniyor ya işte bu beni asıl etkileyen bence. Surların önünden her geçtiğimde de bu hisse kapılıyorum. Üç Kapılar'da kaleyi bekleyen muhafızlar var mıydı? Şehir sadece Kaleiçi kadar mıydı? Ve tabiki denize girerler miydi? :) Aklıma illaki bir şeyler geliyor ve düşüne düşüne hayallere dalıyorum.





Müzenin içini gezmedim bu sefer çünkü hem vakit yoktu, hem de fotoğraf makinem yanımda yoktu. Telefonla geçiştirmek istemedim. Buraya birgün müzenin çekebildiğim bütün fotoğraflarını koyacağım. Çok eskiden çekilmiş ve basılmış fotoğraflarım var ama bir daha güzelce çeksem iyi olur :)

Şimdilik şunları göstereyim.

İlginç ve yarım bir heykel :)



Tarihi kalıntılar sadece müzenin içinde değiller. Dışına taşanlar da var.






O zamanların modası bir oturma grubu :)



Bahçedeki tavuskuşlarından biri. Tavuskuşu yunan mitolojisinde tanriça Hera'nin simgesiymiş. Kabaramazsın kel fatma diye dalga geçtik ama kabarmadı.



Ve dalından yenilen dutlar vardı.



Sergi için gitmiştik değil mi :) Bana kuşumu hatırlatan resmi göstereyim o zaman.



Ve sergi salonunda dekor olarak rengarenk boyanmış antika iskemleler vardı. Görüldüğü gibi üstleri nazar boncuklarıyla süslenmiş ve ayaklarının ucunda boyanmış çakıl taşları serilmiş. Gazete kağıdından kayıklar da yapılmış ve iple iskemlenin ucundan bağlanmıştı. Sevdim bu renkli görüntüyü.



İşte böyle bir gezi oldu. Şimdi uyuyayım belki rüyamda görürüm tanrı ve tanrıçaları :)

5 yorum:

  1. ben Antalya'ya gelemeden bizimkiler tekrar İstanbul'a göç edecek galiba :P gezdirirdin beni oralarda...

    YanıtlaSil
  2. muhaabbet kuslarina bayildim pinky!! oyle boyle degil, galiba takinti yapacagim :(

    YanıtlaSil
  3. Ben çok sevdim bu cumartesi etkinliğini, her cumartesiye bir etkinlik olsun lütfen mümkünse:)

    YanıtlaSil
  4. ehhe :) tanrı ya da tanrıça olmadığı için aynen rüyamızda görürüz ancak :) iskemlelere bayıldım yaa ne renkli bir hayatın var hep geziyorsun ohh yerimize de gez,biz çalışkan kız olmuşuz vallahi İstanbul karmaşasında,keyif sende..

    YanıtlaSil
  5. --> aa dönüyorlar mı? olsun bir gün mutlaka gelirsin Sibelcim :) gezdiririm tabi.

    --> annemin arkadaşına ait kuşlar. canlı gibiler. parmağımıza konsalar da sevsek Görkemcim :)

    --> olur tabi Kutucum :) daha çok gezmeye çalışırım :)

    --> seneye benimde bitecek bu turist halim Makyajlı kız. son turlarımı atıyorum işte :)

    YanıtlaSil

susma! konuş hadi anlat şeker insan :)