5 Ağustos 2010 Perşembe

tatilin en sevdiğim yanı Antalya'ya dönüşü...

Yani aslında tatil değildi bizimki. Hem düğün hem İstanbul gezisi oldu iki hafta öncesi. Düğün güzeldi, İstanbul'da güzeldi. Ve ben anladımki çok büyük ve kalabalık sanmışm İstanbul'u :) Herkesin tatilde olmasından mıdır nedir köprülerden 12 kere geçmemize rağmen (saydım) 2 dakika bile trafiğe yakalanmadık. Aslında 6 keresini metrobüsle geçtim :) Ama düğün mesai bitimine denk geliyordu ve yollar gayet açıktı, şanslıyız.

Peki neler yaptık.

Önce uçak korkumu yendik. Bu sevindirici çünkü havada görmek, motor sesini duymak bile tüylerimi diken diken ediyordu. Korkunun üstüne gitme yöntemi başarılı oldu.



Sonra kına ve düğün faslı geldi. Ve tekrar emin oldumki kınalar kesinlikle bana göre değil. Hem yorucu, hem üzücü... Düğünler güzel. Bütün kuzenler, dayılar, teyzeler oynayalım, eğlenelim, hatta davul bile çalalım oh ne ala :) Pastayla birlikte bir davul ekibi geldi, bütün hepimiz ritm tutturup davul çaldık, çok eğlenceliydi.

Düğün olup bitince bir kuzenin evinden diğerine geçtik. Sonra zaman kaybetmeden sevgiliyle buluştuk ve gezmeye başladık. Önce Taksim'e gitmek istedik. İstiklal'e girişimiz olaylı oldu. Adamın biri beni itince ona yer vermek isterken yerdeki su sandığım şey ayağımı kaydırdı ve aayyy çığlığıyla yere düştüm. Kendi düştüğüm yetmezmiş gibi elimi tutan sevgiliyi de düşürdüm. Neyse kalktık ayağa, kırık çıkık varmı kontrol ettik, yoktu. Elime bir baktım ki yağ içinde. Su değil yağ çıktı beni düşüren şey. cık cık cık...



Yola devam ettik. Gezdik tozduk. Ara sokaklara girdik çıktık, küçük beyoğlunu aradık bulduk.

Bir gün Eminönü, Mısır Çarşısı, Kapalı Çarşı, Sultanahmet, Tarihi Sultanahmet Köftecisi, Yerebatan Sarnıcı, Gülhane Parkı ve Galata Kulesi ve yine İstiklal caddesine gittik. Hepsine aynı gün gittik. Yürümekten ayaklarımız koptu, yara oldu, şişti ama çook güzeldi.

Resimdeki fincanlar Bihter ve matmazel fincanlarıymış ve Mısır Çarşısı'nda satılıyor. Bihter'in bir fincanını görmemiştim.

Tahtakale'ye gittik, hanları ve pasajları gezdik. Marpuçcular pasajı sırf boncukçuymuş dediler, baktııım baktım bulamadım aradıklarımı :(

Kapalı Çarşı'yı çok sevdim. Kumaşlara, gümüşlere, lambalara bayıldım. Fotoğraftaki kumaşçı Cemil İpekçi'nin güzellik yarışmasında Azra Akın'a elbise diktiği basmayı aldığı kumaşçıymış, amcanın yalancısıyım :) Ama çok güzel desenli tülbent kumaşları vardı.



Sultanahmet Köftecisi'nin gani gani mineralli suyundan içtik :) Köftesinden, helvasından yedik afiyetle.

Sonra birbirini kovalayan kuşları seyrettik. Hep çok güldürüyor beni bu kovalamacaları :)



Yerabatan Sarnıcı'nda padişah ve cariye kostümü giyip fotoğraf çektirdik :)

Galata Köprüsü'nden geçerken sanırım bir klipte figüran olduk. Kameranın yanından geçerken farkettik. Zaten o gün bütün fotoğraflara arka fon olduk :)

Galata Kulesi'ne bayıldım. Kanatlanıp uçmak istedim. Ayağım aralara kayınca uçacaktım neredeyse, zor durdum :)



Başka bir gün Nişantaşı'na, oradan Beşiktaş İskelesine gittik. Dolmabahçe Sarayı'nın kapısını çaldık. Swiss Otel'in Executive Lounge'ından manzarayı bir de yukarıdan seyrettik. Ardından Taksim'deki Ara Cafe'ye gittik. Balkan köftesi süperdi. Gitmemiş olanlara şiddetle tavsiye ederim.



Salı ve Cuma günleri salı pazarına gitmesek olmazdı. Kumaş, kurdele, apolet, yaka, fisto ne varsa aldık. Hatta dönerken havalimanında x-ray cihazındaki görevli bantı geri sarıp bayağı bir inceledi bizim valizi :) Anlam veremedi bizim çaput çılgınlığımıza herhalde, yazzık :)



Tişörtlerin aynıları burada da var, herkesin üstünde.



Başka ne yaptıık.. İstinye Park, MetroCity ve İkea'ya gittik ve neredeyse her akşam Cevahir Avm'yi kapattıkta eve geldik. Eve çok yakındı gezmelerimizin en son durağı orası oldu :)

Ayın 24'ünde sevgiliyi kapıp Antalya'ya geldik. Burada da gezdik boş durmadık. Devamı daha sonra :)

10 yorum:

  1. ama ama... hep bizim civarlarımızda dolaşmışsın... :(

    YanıtlaSil
  2. ohhh süper, epeyce tadını çıkartmışsım şehrimin :)

    YanıtlaSil
  3. ayyy pazara bile gitmissin, inanamiyoruuum sana :)) dur fotolara baktim bi de yazilari okuyayim, donecem :)

    YanıtlaSil
  4. cook guzel hepsi pinkicim, benim de favorim, eminönü, mısır Çarşısı, kapalı Çarşı....ve taksim diye uzanan gezme, okuldan ciktigimizda bile yapardik bunu, hiic biseyi kalmiyor insanin, ne stres ne sikinti, cook ozledim coook. ayrica bizim evde cevahire on dakikaydi, hersey iki sene soncesi olsaydi, hepbirlikteydik :) bi de mumkunse padisah-cariye fotonuzu rica edeyim ;)

    YanıtlaSil
  5. --> sizin orası neresiydi Sibelcim. fırsat bulsam arayacaktım seni ama günlerin büyük bir kısmını kuzenler, teyzemler filan cümbür cemaat gezdik. bir dahaki sefere inşallah canım hepinizi görmek istiyorum :)

    --> evet ama daha da görmediğimiz çok yer var Lavanta Bahçesi. senin magnet çerçevelerden de aldım salı pazarından :)

    --> pazarları, fistoları kaçırırmıyız hiç Görkisanım :)

    gerçekten süperdi o eminönü-taksim gezisi kuzum. evet yaa, eski adresin bizim evede çok yakınmış. artık kader başka zaman buluşturacak demekki. cariye fotomuda gönderiyorum birazdan :D

    --> Kadıköy'deki Salı pazarı Venüste Hayat. yok yok :)

    --> pazara sen götürecektin beni ama kısmet Damlocanım bir dahaki sefere :)

    YanıtlaSil
  6. pazar gezmeyi sevmeyen bir kadın var mı acaba yeryüzünde :) çok hoş fotolar :)

    YanıtlaSil
  7. --> teşekkürler Unicorn :)fotoğraflara baktıkça seviniyorum, güzel bir yaz, tatlı anılarım oldu. gitmeden pazarları da gezdik ya çok iyi oldu. pazarı sevmeyen kadın yoktur bence de ;)

    YanıtlaSil

susma! konuş hadi anlat şeker insan :)