27 Haziran 2010 Pazar

stres bitti uuv, görüntü geldi yeah...

Uzun süredir uzun uzun yazmıyorum blog. Sınavdan sonra bir kendini salmışlık, bir adamsendecilik, bir burası neresi ben nerdeyimcilik vardı üzerimde. Sınavların açıklanmasıyla üzerimden gittiler.

Çünküüü alttan aldığım bir dersten ve 4. sınıfın bütün derslerinden geçmişiiiim :D Ne yalan söyleyeyim ben bütünlemeye kalırım herhalde diyorum ama notlarım benim umduğumdan çok daha iyi geldi.

Ama bitti, çok şükür bitti. Son 3 senedir kendi kendimin öğretmeniydim, öğretmenlikten de istifa ettim :) 20 gün sonra diplomamı da alabileceğim inşallah. Ve Pinky artık İşletme mezunu diyebiliriz. Sonrasında yine sınavlar bekliyor beni, şimdilik unutalım bunları :)

Nassın eyisin, naptın nettin?
derseniz, iyiyim, biraz resim yaptım, biraz film seyrettim sinemayı kapattırdım {bu başka bir post konusu}, düğüne ayakkabı almak için çok gezdim, aynı mağazalara 5'er kere kere girdim, kuzenimin düğününde organize olamadığımız günler için planlar yapmaya çalıştım kendimce, şaşkı memnu'yu izledik, böğrümüze öküz oturdu {hangi ara bu kadar kaptırdık bilmem ki}, kendimize gelmek için :p akşamları serin serin yürüyüşler yaptık annemle {hava bir garip oldu, gün aşırı yağmur yağıyor}, dün bir tiyatroya denk geldik (meğer Festivalya kapsamında böyle etkinlikler varmış), skeçlerini, doğaçlama tiyatrolarını izledik, yine gelelim dedik, akşamları yürüyelim böyle dedik, bugün denize gittik, coss dedik, püff dedik geldiik :)

Bir de deniz için peştemal almıştık {plajda peştemal in, pareo out sayın seyirciler ;) } Düz olmasın, incik boncuk işleyeyim derken aklıma kanaviçe yapmak geldi ve peştemalime şöyle bir kuş kondurdum :)



Bu da resmimden bir kaç kare. Arkası yarın belki daha sonra ;)



Şimdilik bu kadaar, Pinky kaçar :P

23 Haziran 2010 Çarşamba

elma suyu var mı elma suyu?...

Her yemekte sorduğum soru bu. Eskiden olsa sormazdım çünkü evde elma suyu içen bir tek bendim. Annemle kardeşim 'bu nasıl şey böyle, sirke gibi' der içmezlerdi ama şimdi onlarda hastası olunca hesabını tutamaz oldum.



İlk içmeye başladığımda aroma tadı olmadığı için sadece Cappy'nin elma suyunu tüketirdim ama Juss daha güzelini yaptı. Yeşil ve kırmızı elma karışık sanırım çünkü kapağındaki resim öyle. Diğer tüm markaları denedim, birazcık Dimes hariç hepsinde garip bir aromamsı tat var, oralet gibi :)

1 seneden fazladır kola içmiyorum, tadını unuttum. Daha doğrusu gazlı olan hiçbir şeyi içmiyorum. Elma suyu yoksa ice tea içerim. Kilo vermemdeki en büyük etkenlerden biri bu olabilir. İçeriğinde ekstra şeker olmayan tek meyve suyu elma sanırım. Diğerlerinde şöyle bir yazı görmedim hiç. Seviyorsanız ve denemediyseniz öneririm.



Son olarak bu bir kilo verme yazısı değildir. Google' a elma ve kilo verme yazıp da burayı bulan olursa onlara tek bir önerim olacak. Elmayı yiyin, suyunu için ama lütfen o metabolizma ve kan dolaşımını bozucu haplara aldanmayın. Hiçbir hapla sağlıklı kilo verilmez. Bu tür ilaçları içip kalp krizi geçiren, sindirimi ve dolaşımı bozulan insanları gördüm, benden söylemesi.

21 Haziran 2010 Pazartesi

Damlocanımdan süprüüüüz...

Perşembe günü denize gitmiştim. Ben yokken bir kargo gelmiş. Apartmana yaklaştıkça bir kağıt gördüm zilimizin üzerinde. Kağıttada kimden geldiği yazmıyor meraktan çatladım. Neyse şube çok yakın koşa koşa gittim aldım heyecanla. Bir de baktımki Damlocandan gelmiiş :)



Gün geçmiyor ki bir doğumgünü hediyesi daha almayalım sayın seyirciler :)

Damlocanım göndereceğini söylemişti ama zamanını bilmiyordum. Çok süpriz oldu tabi :)
Pembiş pembiş, efil efil bir elbise almış hem bana hem kendisine. Çok şık oldu, tam üstüme göre oldu. El kadar bir kız olan Damlocanın hesaplarına göre small giyiyormuşum :) Halbuki sevgilim beni large zannetmişti son hediyesinde :))



Bir de lacivert cüzdan almış bana çok güzel. Paracıklarımız çok olsun :)



Tekrar çooook teşekkür ederim Damlocanım :) Çok beğendim, çok severek kullanacağım. Yanaklarından mıncırdım bebem :)

16 Haziran 2010 Çarşamba

sürelim, güzelleşelim...

Şimdi size kullandığım ve memnun kaldığım 2 ürünü tavsiye edeceğim.

İlki La Roche-Posay Anthelios XL SPF 50+ Fluide Extreme For Face hassas, karma ve yağlıya dönük ciltler için süper bir güneş koruyucu. Ultra akışkan oluşundan dolayı kolayca uygulanıyor, emiliyor, kalıntı ve en önemlisi yağlı bir his bırakmıyor. Benim cildim karma ve oldukça hassas. Bu kremi geçen seneden beri kullanıyorum ve çok memnunum. İyi bir koruyucu arıyorsanız La Roche Posay'ı tavsiye ederim. Yetkili eczaneler cilt tipinize uygun olanı size tavsiye edecektir.

Yaz geldi, güneş yakıcı oldu diye güneş kremlerine ilgi duyuyoruz ama kışında kullanmak lazım güneş kremlerini. Çünkü bildiğiniz gibi yüzümüz korumasız kaldığında güneşin zararlı ışınlarından oldukça fazla etkileniyor, lekeleniyor ve hatta kırışıyor. Koruyalım efendim.

Ayrıca sadece yüzümüz değil vücudumuzda aynı şekilde etkileniyor. Bronzlaşmak cildimizin güneşe karşı verdiği bir tepki. Hatta bazı uzmanların dediğine göre sağlıklı bronzlaşmak diye bir şey yokmuş. Yani cilt tipimize göre kremlenmeden güneşe çıkmamalı ve bazıları gibi bir gecede kömür karası olmamalıyız :)



Saç diplerimde hassas benim. Stresten, bazen boyadan, sıcaktan çeşitli tepkiler gösteriyor, kuruyor. İki ay önce filandı bu Hamamelis şampuanı aldım Yves Rocher'den. Hamamelis (cadı fındığı) bitkisi yatıştırıcı bir bitkiymiş. Saçlarımı bebek saçı gibi yapıyor, saç diplerim rahatlıyor. Aslında yumuşak ve normal saç tellerim var ama boya ve deniz ister istemez yıpratıyor saçı. Boyalı saçlar için şampuanlarda bana saçma geliyordu bu bitkisel şampuanı denemem çok yerinde bir karar oldu.

Resimde gördüğünüz gibi yedek ambalajıda var ve bu şekilde plastik üretiminde %77 tasarruf sağlanıyor, ekolojik bir katkı sağlanıyor.



Uzun süredir yeni bir cilt temizleyici arıyordum. Bugün gittim La Roche-Posay Toleriane Creme Moussante cilt ve makyaj temizleyiciyi aldım. Bu üründe karma ve yağlıya dönük hassas ciltler için bir ürün. Hemen denedim. Çok güzel köpürüyor ve derinlemesine temizliyor. T bölgesindeki gözeneklerim anında temizlendi. Bu kadarını bende beklemiyordum :) Bakalım kullandıkça nasıl olacak.



Herşey hijyen ve güzellik için blogcanlarım :)

en sevdiğim sıcak türü, kavurucu...



İki gündür hava çok sıcak, özellikle bugün daha bir sıcak, 38 derece diyor tahminler. Balkona çıkınca alev sıcaklığı çarpıyor yüzüme. Ve en güzeli nem yok, toroslar gözüküyor (bizim nem ölçme yöntemimiz bu :) ) Kapı pencere açılmadığı sürece o sıcak kuru havada içeri girmez ve serin serin oturulur.

Bu havada denize gitmek en garibi. Denizden çıkınca 5 dakikayı bulmaz kurumanız :) Denize mi gitsem ne yapsam? Olmuyor böyle kukumav kuşu gibi. Neyse yarında hava böyle kuzeybatıdan rüzgarlı olacakmış. Bu yüzden yarın sabahın köründe gidelim. Deniz çarşaf gibi olur mu acabaa?

Bu sıcağın tek kötü yanı insanın içinin dışını kurutması ama çaresi var, su :) Hem içeceksin, hem yüzeceksin :)

Noir Désir - Le Vent Nous Portera


önemli not: Bu sıcağa kavurucu demek hata olur. Bu resmen deve bayıltanmış. Ve 11 ile 4 arası sokağa çıkmak (15 dakikalık bile olsa) büyük hatadır. Çıkmayalım efendim, evimizin suyumu çıktı.

Ve düşündüm de sadece evde otururken ve denizdeyken (belli saatlerde) sevdiğim bir hava türüymüş bu.

13 Haziran 2010 Pazar

bugün 24 oldum...



Dünden beri yaşımı soranlara 24 diyorum. Çabuk mu benimsedim ne? Ne farkederki, ben hala küçük hissediyorum nasılsa :)

24 bana eskiden çok büyük bir yaş gibi gelirdi. Hiç büyük değilmiş şimdi anladım :)

Dün denizime girdiim, yüzdüm yüzdüüm, çok az güneşlendiim, nihayet :) Tam açılışı yaptım doğumgünüm gelmeden yani haziranın ortasını görmeden. Hava artık çok güzeldi dün, bulutsuz ve nemsizdi. Denizde ısınmış. Şimdi var mı benden keyiflisi :) Vardır vardır. Herkesin keyfi yerinde olsun :)

Çok güzel bir sene geçirdim. 23 yaşımı sevgiyle anacağım :)) 24'te umarım böyle hatırlayacağım bir sene olur.

Doğum günüm kutlu olsun :D


10 Haziran 2010 Perşembe

Pofişten kucak dolusu doğum günü kolisi geldii....

Sabah beni kargocu aradı ve hangi dairede oturduğumu sordu. Söyledim ve kocamaan bir koliyle çıkageldi :D Giderken hayırlı işler dedi, niyeyse :)

Ta-taaam! İşte kocaman pembiş hediye paketim :) Bu seferki Pofiş paketim doğumgünüm için hediyelerle dolu.



Kaldırıldı diye düşnüp üzüldüğüm raspberry body butter ve vanilya parfümü almış banaa. Cupcake gibi kokmanın formülü bu iştee :)

Güzelde bir doğum günü tebriği yazmış bana sonunda kahkahalarla güldüren, büyüdüğüm için beni teselli eden :D



Ve Pofişin cupcake mi çiçek mi gizemini çözdüm :) Ceyizimde mutfağıma asacağımı düşündüğüm çok şirin bir saatimde var artık :)



Dünya tatlısı mendiller almıış. Biri lavantalı, biri puantiyeli. Ve yine lavantalı güzel bardak altlıkları almış kendininkinin aynısıı :) Çok tatluu..

Kuşlu delgeçe bayıldım tabii. Bakmış ama bulamamıştım bir kaç kırtasiyede, çok sevindim minik kuşlarımaa :)



Kafesteki salıncağında neşeyle sallanan mavi bir kuş gördüm sanki :) Neşeli çaylar içmek için. Çayın yaanında da marshmallowlar (ama bana göre pofidik şekerler) :) vee çilekli milka var. Hemende Pofidik Şeker pastamı yaptım, mumları yaktım yanii :)



Sırıta sırıta açtım yine paketi tam bir doğum günü çocuğu neşesiyle :D Çok teşekkkür ederim Pofişciğim. Beni böyle mutlu ettiği için ne kadar teşekkür etsem az sana. Şımartıyorsun beni kuzum :) Öptüm seni çoook çok :)

Bu yaşım gerçekten çok güzel geçti, geçiyor.

Haydi bugün 3'ten geriye saymaya başlayalım, sonrada mumu üfleyeyim... Yuppii :)

8 Haziran 2010 Salı

ben dün akşam ne diktim?...

Sonunda yaptım.

Şuradan
yardım aldım ve güzel kumaşımı bir makyaj çantasına dönüştürdüm. Dikiş makinemiz yok bu yüzden elimde diktim ve dikme süresi biraz uzadı. Makineyle kısa sürede olur bu, çok basitmiş.



Acemiliğime geldi dikiş aşamalarının fotoğrafını çekemedim ama yardım aldığım sitede hepsi var. Benim yaptığımın oradakinden tek farkı altının dikişsiz olması.

Seviyorum makyaj çantalarını. Çeşit çeşit olsun hepsini kullanayım çantamın rengine göre :)

Kullanmadığım zamanlarda da ay ne şirin bir şeysin sen diye seveyim :)

5 Haziran 2010 Cumartesi

bir kutu bahar geldi ellerime...

Bugün zil çaldı ve 'Kargoo' diye seslendiler aşağıdan süpriz bir şekilde :) Açtım tabi ama eyvah dedim, asansörde yok adam vazgeçip dönmez umarım derken kargocu çıkageldi 8 katı. Sağolsun varolsun.

Ciciler getirmiş bana İkiz Bebek'ten doğumgünü hediyesi olarak :) Hem de ne ciciler, bahar gibi hepsi... Civcikler mi yetiştirdi acaba bu çiçekleri :))



Bayıldım hepsine, birini çıkardım birini taktım :) Tugba's Atelier'nin ellerine, İkiz Bebek'in güzel gönlüne sağlık :)



Çoook çook teşekkür ederim İkiz Bebekcim :) Çok tatlı bir süpriz yaptın bana, çok mutlu ettin :)) Kullandıkça Seni ve Civcikleri hatırlayacağım :) Öperim, sarılırım üçünüzü de sevgiyle...

4 Haziran 2010 Cuma

unutmamalı, o güzel günleri...



Hani normalde de çok yoğun bir tempom yok ama geçen iki haftadan sonra bir kez daha anladım ki günleri unutmak, günde 10 kere bugün günlerden neydi diye bakmak çok büyük mutlulukmuş :) Unutkanlığın sevilecek bir tarafı bu.

Bu mutluluğu ilk defa lise bittiğinde yaşamıştım. O ilk yaz nasıl bir özgürlüktü, off... Hava aydınlanmadan uyanmak yok, kendini öğlen gelince uyursun diye teselli etmek yok, pazartesi sendromu yok :) Yok canım sadece okul için yaşamadım şu ana kadar bu sendromu. Kısa süreli bir iş içinde yaşadım. Geçti gitti ama yine gelecek biliyorum.

İşte yine bugün on dönüm bostan yan gel yat osman mutluluğu ve rehaveti içindeyim. Pazartesiden itibaren nasıl bir tatil yapmalıyım heyecanla hayal ediyorum :) Yazı özlemişim ya ondan bütün hayalim. Deniz için tam açılışı umarım pazartesi günü yapacağım. Sınav ve asansör muhalefetinden dolayı yeterince erteledim.

Darısı tüm tatil planları yapanların, günleri unutmak isteyenlerin başına.