28 Ocak 2011 Cuma

nazal dekonjestanım olmadan asla...

Geleneksel sinüzit şenliklerim başladı, bitecek inşallah. İlaçları şifa niyetine {inanmak şart} içtim, bitti. Hala geçmesini umuyorum.

Bir de burun spreyim var ki o olmasaydı çıldırırdım herhalde. Burnum bir anda tıkanıyor ve ben hırçınlaşıyorum. Nefes alamıyorum, çarpıntı, çırpıntı... İki fıs yapınca evlere şenliğim.

Bu sinüsler hasta etmekten başka ne işe yarıyor kuzum?

Ah o alnıma vuran soğuk olmaz olaydı. Gözlerimi sağdan sola ağrısızca döndürebilirdim belki.

Belki başımı bile baykuşlar gibi 270 derece döndürebilirdim. Şimdi abarttım işte.

İyiyim, iyiyim... Bir şeyim kalmadı sayılır.

16 Ocak 2011 Pazar

yani sen nutellayı seviyorsun diye nutellanın da seni sevmesi şart mı?

Yoo şart değil.

Hatta sevmesin beni, yerleşmesin bedenime.



Almayacaktım ama çocukluğumdaki Çokokrem kavanozu gibi küçük kavanozda olanını görünce aldım.

Doyumluk değil, tadımlık.

Tahin pekmezin yerini tutmaz bence ama neyse...

11 Ocak 2011 Salı

annemin dolabından...

Bugün annem kırmızı kaşe blazer ceketini giyip yanıma geldi. Annem yazdan beri 6 kilo verdi ve minyon olduğu için {evlendiğinde 47 kiloymuş :)} bayağı farkediliyor kilo verdiği. Şimdi ara sıra daha zayıfkenki kıyafetlerinin içine girip giremeyeceğini kontrol ediyor :) Bu sefer 27 sene öncesine gitmiş.

Ceket 38 bedenmiş, düğmesi daha ucundaydı ama bayağı içeri kaydırdık. Annem de seneler içinde kilo aldıkça içten dışa doğru kaydırmış düğmeyi. 38 beden deyince aklıma geldi, annemler eskiden 38 bedenden küçük kıyafet bulamazlarmış ve aldıklarını daraltırlarmış. Dedim ya annem 47 kiloymuş, beli bilezik kadarmış :)

Ver bakalım bir de ben giyeyim dedim ve sonuç budur;


Eteğimin üzerine bir ceket bulmak uzun zamandır aklımdaydı. Ceket elime geldi :)

Giymediği kıyafetleri hemen elden çıkaran annem senelerdir bu etek-ceket takımını nasıl saklamış bilmem. Sanırım çok sevmiş kırmızı ceketini. Ben de çok sevdim. Eteği ise arkadan yırtmaçlı, diz altı, dar kesim ve yüksek belli bir etek. Belli mi olur, belki birgün biraz tadilattan sonra onu da giyerim.

Sırtının bel hizasından başlayan ve omuz boyunca devam edip yine bel hizasında biten bir kumaş katı var. Cekete hava katıyor bu dikiş.



Ve çapa desenli düğmesine de bayıldım.



Bu kadar çok anlatınca anladım ki çok sevmşim :) İyi ki saklamışsın, teşekkür ederim anneciğim...

4 Ocak 2011 Salı

puf puf...

Küpelerim puf puf...

Beyaz buluta pembe yağmur damlaları kondurdum.



Sabahlığım puf puf...

Antalya'ya henüz doğalgaz gelmedi ve bizim evin ısıtma sistemi klima. Bu yüzden benim üşümem engellemiyor. Annem sürekli üşüyüp büzüşüyorum, puanlı bataniyeme sımsıkı sarılıyorum diye battaniyemin kumaşının aynısından yapılmış bir Hello Kitty sabahlık aldı. Şimdi Leyla'nın pembe paltosu gibi sürekli üstümde olmasına bile karışmıyor, yeter ki üşümeyeyim :) Sabahlık olmaktan çıktı artık bu galiba.



Ev botlarım puf puf...

Ayaklarım da sıcaksa ısındım demektir.





Ders kitaplarım da puf puf... Ama onlar hiç pembe değiller, göstermeyeyim :)

2 Ocak 2011 Pazar

çekilişleri severim, kazanan bensem daha çok severim...


Sevgili Joey Potter yeni yıla girmeden bir çekiliş düzenlemişti.

Bilin bakalım kim kazandı? Tabiki ben :)

8 tane çok güzel güney kore filmim, 2 tane ojem ve simlerim, balıklı pembe saatim, bilekliğim ve küpem yeni yıldan önce hızlıca elime ulaştı.

Dvdlerimi henüz izlemedim ama denedim, herşey yolunda ;)

Hepsi için çok teşekkür ederim Joey Potter'a :)

çaylarım üşümesin diye...

İki gündür dağlardaki karın soğuğu geldi buralara.

Bu soğukta içimi ısıtan 3 şey var;

1. Sevgilimin sesi
2. Hello Kitty sabahlığım
3. Sıcacık bir çay

Çaylarımız için annemin yoğun isteği üzerine bir çay kutusu boyadım. Önce mumla eskitme tekniğini kullanrak kutumu boyadım. Sonra güzel bir resim bulup dekupaj tutkalıyla yapıştırdım. Ve son olarak vernikledim ve kolayca bitiverdi.




Kutuyu yeterince sevip okşadıktan sonra demlik poşet çaylığımızın yanına koydum :)



Bu köşe kış köşesi, bu köşe çay köşesi...

*Nasıl yaptım: Kutuyu üstü beyaz ve eskitmesi pembe olarak boyamaya karar verdim. Ve ilk olarak kutuyu bir kat uçuk pembe ile boyadım. İlk kat boya kuruyunca eskitme yapacağım yerlere ve köşelere mum sürdüm. Buna mumla eskitme deniyor. Daha sonra kutunun asıl rengi olacak olan beyaz renkle içine ve dışına 2 kat boya uyguladım. Bu 2 kat boya kuruyunca mum sürdüğüm yerleri zımparaladım ve alttaki pembe boyaların görünmesini sağladım. Böylece kutumuz aşınmış ve eski bir görünüm aldı. Sonra beğendiğim bir resmi dekupaj tutkalıyla hava kabarcığı kalmayacak şekilde kutunun üzerine yapıştırdım. Ve son olarak 2 kat vernikledim. O da kuruyunca oldu da bitti. Kutumuz kullanıma hazır efendim :)