22 Mayıs 2011 Pazar

hiç kimsenin Pinky'nin bile böyle pembe dalları yoktu...



Bahar geldi mi, gelmedi mi diyeduralım yaz ondan önce davrandı, koştu geldi. Bir günde yazlıklara geçtik, bir günde güneş izler bırakmaya başladı. Yok, biz başlamadan önlemimizi aldık amele yanığı olmamak için. Mis kokulu güneş koruyucuların mevsimi şimdi.

Park bahçe mevsimini biraz ucundan yakaladık. Birkaç gün de olsa bahar yaşadık şimdi hakkını yemeyeyim. Sıcak yüzünden buharlaşmadan gezmenin keyfi bir başka.


Heey burada gençler romantik film çeviriyor.





Onlar sevgililermiş, çiçeklermiş, kovaladıkça kaçan  ateş böcekleriymiş...




Gençler, yanlarında sevgilileri, birbirleriyle eğleniyorlar, şakalaşıyorlar :)





Oyy bu ağaçlara bakınca çok uykum geldi, öyle böyle değil. Bahar yorgunluğu değil artık, yaz mayışıklığı.

Bunları biliyor musunuz?

Pinkyler doğada ilk yaz uykusuna yatmalarıyla bilinen canlılardır. {Bu kısmın seslendirmesini Tarkan'dan rica ettik.}

Yatağın ortasına yatıp yorganı iki yanından sıkıştırıp dürüm yapma mevsimi bitti, artık sere serpe yatabilirsiniz.
İlk yaz uykularında en sevdiğim şey yatağın yatmadığım  tarafı. Ben yatağın ortasına değil tek tarafına yatmayı severim bu zamanlarda. Yattığım taraf ısınınca hoop serin tarafa.

Dışarısı sıcak ama neyseki o sıcak evlere girmedi henüz. Girince, klimayla yüzleşince bu sefer de pikeyle dürüm yapma mevsimi başlayacak. Bu günlerin tadını çıkarayım ben güzel bir uykuyla en iyisi ;)

Hatta bir gün şu ağaçların gölgesinde uyusam serin serin, ılgıt ılgıt...






Mutlu, bol güneşli,  gölgede hafif serinlikli pazarlar (^_^*)

17 Mayıs 2011 Salı

deniz kokulu, çiçek kokulu, kuş cıvıltılı, kertenkele bakışlı...

Bugün parka gitmiş gala çiçeklerine bakıyorum kii,


Çiçeğin yaprağının arkasında gözüme bu arkadaş ilişti.


Çocukluğumun Kuğulu Park'ındaki ördekleri görmeden gitmem bu parktan. Eskiden kuğular da vardı adı gibi ama şimdi vakvaklar var benimle "vakvak" diyerek laf yarışına giren.


Güzel kediler güneşin tadını çıkarıyorlardı.


Heeyt aslan parçası seniii.



Kertenkele durur mu o da güneşleniyordu.


Yanına bir adım atınca duvarın arkasına saklandı önce, sonra poz vermeye başladı.


Resmen gözümün içine bakıyordu, sürüngenleri hiç sevmeme rağmen kendisine hayran oldum. Ben konuştum o dinledi. "Seni çirkin şey" dediysem de benden uzaklaşmadı ama ben bunu severek demiştim zaten, kendime inanamıyorum. Aramızda garip bir bağ oluştu hayvanla :))


"Eskiden buralar hep dutluktu" dedi bu kuş bana ve sonra arkasını döndü :Pp



Amcalar ne güzel yerde balık tutuyorlar. Oradan denize girmek güzel olabilir fok, vatoz, caretta çıkmazsa karşımıza.


Ben bu garip falez kayasına bakınca hep kafa kafaya vermiş iki sevgili görüyorum. Ben bir keresinde rüyamda tam bu notada denize atlıyordum. O zaman çok gittiğim bir yer de değildi. Sevgilimle tanıştıktan 10 gün sonra onunla buraya gelince "aa rüyamdaki yer" demiştim  Demek ki neymiş mavi görmek iyiymiş :)




Dağlarda azıcık kar kalmış.


Ama bu denize girmeye engel değilmiş. Benim de sezonu açmama az kaldı :) Bugün artık yaz geldi dedik. Dışarısı çok sıcak, umduğumdan sıcak. Elbiseleri, sandaletleri kaldırdığım yerden çıkarabilirim.

15 Mayıs 2011 Pazar

yüzünde bütün renkler var...

Sevgilimin bugün askerdeki son günü, yuppiii (^_^*)

Hadi bu şarkıyla bi oynayalım, zıplayalım.

öldüm, kollarında cenneti gördüm...

Mutlu pazarlaar.

5 Mayıs 2011 Perşembe

zencefilli - tarçınlı kurabiye tarifi ve yeni kurabiye kalıplarım...

Eveeet Sevgili kurabiyeseverler, bugün Zencefilli - Tarçınlı Kurabiye tarifi ve yeni kalıplarımla karşınızdayım :)



Geçtiğimiz yılbaşında şimdi vereceğim tarifi denemek isterken Dr. Oetker'in hazır karışımını görünce vazgeçmiştim. Güzel bir lezzetti ama bu vereceğim tarif de çok güzel.

Bu sefer bu kurabiyeleri yapmama yeni kalıplarım vesile oldu. Yılbaşında yaptığımda gingerbread man kalıbım yoktu, kendim kesmiştim. Ama artık güzel kalıplarım var. Bunları Esse'de görünce hemen aldım ve dün denedim. Çok güzel ve kullanışlılar, çok sevdim.





Ve gelelim tarifimize;

Kurabiyemizin adı:

Zencefilli Tarçınlı Kurabiye



Malzemeler
1+3/4 su bardağı un
1 su bardağı pudra şekeri
1 çay bardağı mısır nişastası
1 çay bardağı buğday nişastası (hamuru toparlamak için kullanılacak)
2 çay kaşığı toz zencefil (tepeleme)
2 çay kaşığı toz tarçın (tepeleme)
1 çay kaşığı kabartma tozu (silme)
1 paker şekerli vanilin
150 gr tereyağ (oda sıcaklığında)
1 yumurta

Hazırlanışı

Un, pudra şekeri, mısır nişastası, zencefil, tarçın, kabartma tozu ve vanilin bir kaba eklenir ve karıştırılır. Bu karışıma yumurta ve tereyağ eklenir, yoğurulur. Ve daha sonra buğday nişastası yavaş yavaş eklenir. Hamur hazır olunca 1 cm kalınlığında açılır ve kalıplarla kesilir.

Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede 20 dakika pişirilir.

Ohh bütün ev mis gibi koktu mu ne (^_^*)

Afiyet olsuun ;)

4 Mayıs 2011 Çarşamba

lunatic...



Resmi çekip, buraya ekleyip, başlığı atalı neredeyse bir ay olmuş, postum yayınlanmak için bekleyip dururmuş.

Resme bakınca yirmi beş gün öncekinden çok farklı şeyler düşünüyorum artık.

Özgür olmak istiyorum, ben de çılgın olmak istiyorum.

Ve bir reşit kişi olarak gireceğim siteye kendim karar vermek istiyorum, aynı seçme hakkımı kullanabildiğim zamanlardaki gibi.

Önce Youtube'a girmek yasaklandı, sonra Fizy'e ve sonunda bloglarımıza. Biz çeşitli yollar bulduk ve girebildiğimize girdik ama artık yasağı delmek de suç olacak, izleneceğiz. Kim bilir nelerimizi yasaklayacaklar, belki de duyularımız artık hissetmeyecek yavaş yavaş kaynayan su içindeki kurbağa misali.

Yasak, yasak... Hürrem'in dizideki repliği geliyor aklıma, filtre reklamı yaparlarsa kullansınlar. Yasak kelimesi bile yasak.

3 Mayıs 2011 Salı

Lavandula...



Lavantam çiçek açar da ben sevinmez miyiim?
(^_^*)

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Kaleiçi'ni gezmece...

Bugün güneşi gördük, annemle yürüyüşe çıktık.

Kaleiçi'ni Cumhuriyet Meydanı'ndan girip Atatürk Caddesi'ne çıkan en kestirme yoldan gezdik. En sevdiğimiz güzergah.






Ama önce bu kedicikler gibi birazcık oturup güneşi hissettik kemiklerimizde.


Resim yazısı ekle
Saat 16:20.


Güneş batıya doğru ilerlerken kuşlar tepede.


Sokaklar boştu galiba, şimdi farkettim.








Kuzuların sessizliği :)



Çini tabakların hastasıyım.



Tabi ipek halıların da.



Gezdim, gördüm, oldum renga rengarenk.






Yürüyün Seferoğulları! Az kaldı, bitiyor ;)


Annem kapıyı çaldı, sonra beraber kaçtık :)

Tam bu evin fotoğrafını çekerken otlar kıpırdamaya başladı, viyk viyk diye sesler geliyor. Eyvah! dedim. Fare mi, yılan mı kimbilir ne var burada?


Önce kediyi gördüm sonra ağzında bir karaltı. Viyk viyk sesleri hala geliyor. dırıdıdınnn dırıdıdınnn...

Yakınlaşınca anladım ki meğer yavrusunu başka yere taşıyormuş hanım abla :) Oh!



Eve geri dönelim. Kaleiçi'nden ev almak isteyen olur belki diye çekeyim dedim :P









Ve geldik yolumuzun sonuna. Başka bir Kaleiçi seferimizde görüşürüz blogcanlarım.