24 Temmuz 2011 Pazar

fiyonk...

Kopmak ne kolay. 
Bugün kendimi ıssız ve tropik bir adada, yanına sadece üç şey almış insan gibi hissetmek istiyorum.
Koptum.
{ama şu şarkı eşliğinde...}

12 Temmuz 2011 Salı

renga rengarenk...


Geçenlerde bir arkadaşım " Sen her gün başka renk oje mi sürüyorsun?" dedi, "Hayııır 2-3 günde 1 değiştiriyorum." dedim. Bugün de "Ojeni kıyafetine göre mi sürüyorsun?" dedi, " I-ıh ojeme göre kıyafet giyiyorum" dedim (^_^*)

Velhasıl kelam seviyorum yaz rengi ojelerimi ve bana bu rengarenk ojeleri sürme fırsatı veren yazı, rengarenk elbiselerimi...

4 Temmuz 2011 Pazartesi

ben bir sahafseverim...

Geçenlerde annemle sahafları gezdik. Aslında geziş amacımız benim ciltli eski kitap arayışımdı. Hem okuyacağım hem de kütüphaneme koyabileceğim kitaplar almak istiyordum, Ankara'dan 1, buradan 2 tane aldım. Eylemlerimin devamı gelecek.



Tabi sahaf gezerken eski eşyalara da kaydı dikkatimiz. Kimbilir kimlerindi bu dantel ve mandolin. Ören bayan ne hevesle örmüştü de çerçeveletmişti. Ne şarkılar çalmıştı mandolinin sahibi. Dili olsa da konuşsa diye düşünüyor insan.




Sonra başka bir sahafın kapısında kitapları karıştırırken elime ilk gelen kitap bu oldu. Değiliim, panik atak değilim artık komşular.


Bir başka ve gördüğüm en güzel, en büyük sahafın önünde bu tatlı kedicikler vardı.


Kedilerden sonra bizi Çiko karşıladı. Eski fotoğrafları gören Çiko biraz hüzünlenmiş, ağlamış. Ağlama Çiko...


Bu kocaman sahafın adı İltem Antik. İçinde yok yok, yer gök kitap ve her türden kitabı, dergiyi, çizgi romanı bulmak mümkün. Bir bölümüdeyse eski eşyalar var. Ben az fotoğraf çekmişim o yüzden pek belli olmuyor büyüklüğü. Ama zaten anlatılmaz yaşanır burası.


Ehliyet almak için koşturduğum, sanayide çalışacakcasına motor dersiyle ilgilendiğim şu günlerde bu pratik otomobilcilik ve seyrüsefer kitabı çok ilgimi çekti (^_^*)



Bir sürü koridoru var ve kitap sarhoşu ben kaybolabilirdim burada. Bir bölümünde bir masa sandalye vardı {orayı çekmeyi unutmuşum} sahibi orada emekli bir amcanın eskimiş, dağılmış gelen kitapları onardığını söyledi. Amcayı göremedik tabi onun çalışma saati dışında gittiğimiz için. O amcanın işine çok heveslendim ben :)


Bu bölümde eski gazeteler var. Sahibinin söylediğine göre Cumhuriyet gazetesi yapacağı müze için buradan gazeteler almış.


Bu bölümdeyse osmanlıca kitaplar vardı. Bazılarının kapaklarına ve sayfaların tümünün birleşmiş yüzlerine ebru yapmışlar, çok güzeldi. Ayrıca ellerinde el yazması kitaplar da varmış ama buraya getirmiyorlarmış.

Eski plaklar, posterler herşey vardı, müze gibiydi.



Çok sevdim bu tarih kokulu sahafı. Aslında arada önünden geçtiğimiz bir yerde bu sahaf ama hiç içini gezmemiştik. Annem birkaç sene önce kapısında eski bir balıklı hamam tası görmüş, nostalji yaşamıştı  :) Onu yine aradı gözümüz ama satılmış sanırım.

Burası benim olsa hiçbirini satmaya kıyamamki.

Ayrıca bir de şunlara bakalım tık tık...
İşte burda da benim masam.