2 Ekim 2013 Çarşamba

yağmur...

Hadi itiraf edelim yazseverler, yaz bitti diye mızmızlansak da seviyoruz sonbaharı, yağmurları, yağmurlu havalarda ıslanmadan evde oturup film izlemeyi, kitap okumayı, yumuşak, sıcacık battaniyelere sarılmayı...

Tabi buruk bir sevgi bu. Denize giremeyecek olmak tokat gibi çarpıyor insanın suratına. Yani Antalya'da olsaydım çarpardı, burada pek çarpmadı. Zaten yaz ne zaman geldi geçti anlamadım bile. 3 kere denize girdim bu yaz, Pinky tarihinde görülmemiş şey. Umarım ileride acısını çıkaracağım günler olur. 

Canım annemin yanıma gelmesiyle iki haftam ne de güzel geçti. Beraber kahvaltılar yaptık, gezdik tozduk, hasret giderdik... 



Şimdi işte yağmur başladı, evimdeyim, battaniyenin altındayım sıcak sıcak. Downton Abbey, The Master's Sun, Person of İnterest, Once Upon a Time, How I Met Your Mother ve Mad Man izliyorum. Bazen de şu parçayı dinliyorum. 

Geçiyor zaman işte. Rus yengemin de dediği gibi "ömür gidiyo yaa" :) 
Güzel zamanlar geçirin şekerler...

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Ay çekirdekli Kurabiye...

Bu sabah kurabiye yapacağım bugün diyerek uyandım. Bugün birinci ayımız, çok ağır olmayan tatlı bir sürpriz yapmak geliyordu içimden ve kurabiye çok ağır sayılmaz diye düşündüm.  Evde de ay çekirdekleri vardı ne yapabilirdim ki başka. 

Tam tarifi buldum, malzemeleri hazırladım hamuru yoğurmaya başlayacağım annem aradı ve ay çekirdekli çörek yapacağını anlatmaya başladı. Bizim evlerde tesadüfen aynı şeyler pişmeye başladı son günlerde. Annemle çok güzel telepati kurarız ;)



Tarifin adı: Ay çekirdekli Kurabiye

Malzemeler: 
- 1 yumurta (sarısı içine, akı üstüne)
- 125 gr tereyağ
- 4 yemek kaşığı toz şeker
- 1 paket vanilin
- 1 çay kaşığı kabartma tozu
- 1,5 su bardağı un
- Üstü için ay çekirdeği

Yapılışı:
Oda sıcaklığındaki tereyağ, şeker, vanilin, kabartma tozu ve yumurta sarısı homojen bir karışım olana kadar karıştırılır. Ardından yavaş yavaş un ilave edilir. Hamur toparlanıp hazır olduktan sonra ceviz büyüklüğünde toplar alınır ve elde yassı hale getirilir. Hamurun üstüne yumurta akı sürülüp ay çekirdeklerinin üzerine bastırılır, çekirdeklerin biraz içine gömülmesi sağlanır. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 10-15 dk hafifçe kızarana kadar pişirilir ve piştikten sonra fırından çıkarılıp soğumaya bırakılır. 

Şefin notu :p
Benim aldığım çekirdekler tuzlu çekirdeklermiş, annem uyarmasa tuzlu tuzlu kullanacaktım. Önce çekirdekleri yıkayıp, tuzundan arındırıp, havlu kağıtla suyunu alıp öyle kullandım. Aman dikkat edin :)

Ve yine geldik bir hamarat Pinky mutfağa girdi'nin sonuna. Pinky artık eskisi gibi arada sırada değil, her gün mutfağa girdiği için bu başlık özelliğini yitirdi diye düşünüyorum. Yoksa hamaratlıkta sınır tanımıyorum canım :p Yaktığım milföy hamurunu, "tek elimle de yaparım yea" diyerekten dolabın içine kırdığım yumurtayı, ocağın altını açık unutmamı saymazsak çok hamaratım çok. 

Mutlu kalın kuzucuklarım ^^


      

10 Mayıs 2013 Cuma

Ben evlendim :)

Evet sevgili blogcanlarım. Ben evlendim :) 

Haziranda dokuz sene olacak olan sevgililiğimiz 13 Nisan'da evliliğe dönüştü ve Ankara'da çok sıcak bir cumartesi gününde gelin oldum, hep istediğim gibi. Bütün hafta açmayan o yağmurlu hava o gün açtı ve ertesi gün kaldığı yerden devam etti. Dualarım kabul oldu diyelim. Kusursuz bir şey illa ki olmaz ama çok olumsuz bir şey yaşamadım. Umarım dileyen herkesin de hayalleri gerçek olur.  

Artık Ankara'da yaşıyorum. Yıllardır sevgilimden uzaktaydım, şimdi de ailemden uzaktayım. Hep bi yarısı eksik. Anneciğimi ve kardeşimi çok özlüyorum. Şimdi tek dileğim bu yarımın tamamlanması. Zaman neler neler yapar isteyince... 


Başka şehirde düğün yapmak zor gibi ama bildiğimiz bir şehir olduğundan ve kararlı alışverişler yaptığımızdan bizi çok fazla yormadı. Düğün hazırlıkları esnasında Ankara'ya 2 kere geldik. Birincisi düğün mekanını ayarlamak içindi, ikincisi ev, beyaz eşya ve perde gibi şeyleri halletmek içindi ki onların hepsini bir günde hallettik. Geriye kalan her şeyi Antalya'dan almıştım zaten. Üçüncüde de toparlandık, geldik ve düğüne hazırlandık. 


Gelelim detaylara;

Gelin çiçeğimi kendim yaptım. Bir gün önce Kızılay'daki gittiğim ilk çiçekçide buldum pembe şakayıklarımı. Aslında bulamam sanıyordum, beyaza da razıydım ama hayal bu, bir kere kurmuşum, her şey kendiliğinden pespembe oluverdi.
Çiçeği sarması, bağlaması, süslemesi biraz doğaçlama oldu. Eldeki malzemeleri değerlendirdim. 


Balonlar Bahçelievlerdeki Balonevi'nden. 

Çekim mekanı ODTÜ, 

Fotoğrafçımız ise Tara Arseven.

Ve tabi beni hiç yalnız bırakmayan kuzum Pofidik Şekerim vardı kiii, her yerde, her anımda yanımdaydı, hazırlıklarıma, mutluluklarıma ortak oldu. Yeri geldi beni kuaförün gazabından kurtardı :) Blogumun bana kazandırdığı güzel arkadaşıma ne kadar teşekkür etsem az kalır. 


Artık daha sık yazmayı düşünüyorum, gerçekten :) Evlendikten sonra bol bol vaktim olur o zaman yazarım dediğim çok şey oldu, şimdi onları ben bi hatırlayayım, bloguma kaldığım yerden devam edeyim. Özledim seni blog, eski capcanlı günlerini. 


Şimdi blogcum onlar ermiş muradına, darısı tüm sevenlerin başına (^_^*)



1 Mart 2013 Cuma

Bahar...

Blog yazmayı sevmemin nedenlerinden biri 6 ay önce ne yapmışım, 3 ay önce neredeymişim, 1 yıl önce hava nasılmış bunları görebilmem, bazen sadece kendimin anlayacağı şekilde yüklediğim şifrelerden o anki hislerimi anlayabilmemdir ama bence en önemli nedeni bana çok güzel arkadaşlar kazandırmış olması. Bu yüzden burası o kadar değerli ki ne kadar uzun aralıklarla yazsam da kapatmayı hiç düşünmedim. 





Tabi blogger bazen beni sinir etmedi mi, etti. Yüklediğim fotoğrafları renk renk, desen desen yükleyerek beni gıcık etti, yazmıyorum amaaa dedirtti, pcnin başından çok kaldırttı. Neyse ki Kelebeğim sayesinde bu problemi aştık. Bugün bir güzellik yapıp yükledi ama yükelemezse telefondan sorunsuz yükleniyor ;)



Bugün itibariyle de bahar geldi ya yazayım mutlaka dedim. Ağaçlar çiçek açtı, pazarda civcivler, ördekler görülmeye başladı :) Aslında bu sene kış da burada öyle sert geçmedi, bahar daha önce geldi. Koca kış hava 5 gün filan bi derin dondurucu performansı sergiledi ama gerisi akdeniz iklimi işte, kışlar ılık ve yağışlı. ^_^  Bakalım Ankara'ya nasıl adapte olacağım. 

Hadi bakalım mutlu baharlar herkese :)

Son 43 ;)

8 Şubat 2013 Cuma

yağmur...

Yağmuru seviyorum, yağarken izlemeyi daha çok seviyorum. Tamam güneşli pırıl pırıl bir gün öncelikle tercihimdir ama yağmur da şahane bir şey.

Tabi ki evdeysem ^_^ iihihih


 photo rainky2.gif

Ve bu fotoğraf bana hep huzur veriyor...

Herkese mutlu cumalar, güzel hafta sonları.

30 Ocak 2013 Çarşamba

Hadi yazalım...

Siz bu satırları okurken ben çoktan düğün hazırlıklarıma başlamıştım. ihihi

Eşyalar alındı, senelerce aldığım eşyalar evin muhtelif yerlerinden çıkartılıp kolilendi, eşyalar alındı, nikah şekerlerimi yaptıım, gelinlik siparişimi verildi, düğün yeri hazır, şimdi ufak tefek kalan detayları halledip nisanı bekliyoruz.


Şimdilerde dolaplarımı, çekmecelerimi boşaltma derdindeyim. O kadar çok kullanmadığım, zamanında atmadığım, sakladığım şey var ki at at bitmiyor. Evimde ıvır zıvır, dağınıklık, fazlalık istemiyorum. Annem şimdi bana mıydı kastın diyecek ama bakın çerimi çöpümü atıp onunda evini rahatlatıyorum aynı zamanda ;)


Aksesuarlarım ayrı dert, kırtasiyelerim ayrı. 2 torba takı toka attım hala azalttığım konusunda tatmin olmadım. Ben meğer çok sadeleşmişim. Çekmeceyi açınca bölme bölme tertipli de dursa kullanmadığım fazlalıklar üstüme üstüme geliyor. dolabı açınca bile az ve öz eşya görmek istiyorum artık. İnsan neden mürekkebi bile saklar bilmem. Sanki divitle , hokkayla yazı yazıyorum. Ha bir tane kullanmaya kıyamadığım, sevgilimin çeyizime aldığı kaligrafi setim var o ayrı, onu beraber kullanacağız. Uzaktayken kullanmadık aynı evde mektup yazarız artık ^^