14 Ağustos 2014 Perşembe

Çınar'ın doğum hikayesi

Demek birgün ben de bu hikayelerden yazacakmışım ha blogcum. Hiç yazmayacakmışım gibi hatta bana hiç doğurmayacakmışım gibi geliyordu. Sanki hep karnımda kalacak, pıtır pıtır tekmelerini, hık hık hıçkırıklarını hep içimde hissedecekmişim gibiydi. Öyle de güzeldi ki hamilelik bence hep öyle yaşanabilir :) ya da ben normal hayatıma, gezmeye, Çınar'ın hazırlıkları da dahil kendi başıma tüm ev işlerine aynen devam ettiğim için bana öyle geliyor. Son güne kadar hiç kısıtlamadım kendimi ki zaten son hafta bir enerji patlaması geldi evi yerinden kaldırmaya bile kalktım bilmiyorum ama buna çabuk şişen bacaklarım pek müsaade etmedi. 

Ben yine böyle enerjik bir günde (39+4) doktorun bu sefer beni bırakmayacağını biraz tahmin ederek anneleri evde bırakıp kontrol için eşimle hastanenin yolunu tuttum. Doktor bir hafta önce çatı muayenesi yapmıştı ve "normal doğum yaparsın fakat hafif bir çatı darlığın var bu hızla büyürse doğumda zorlanırsın, ben yapamam dersen tarih vereyim sezaryen yapalım, ben fikrimi söyledim sen karar vereceksin" demişti. Bense normal doğum istediğimi, haftaya bebeğin gelişimine göre tekrar değerlendirmemizi istemiştim. Belki haftaya kadar sancım başlardı, hem Çınar istediği zaman gelirdi, gelmez de çok büyürse de en azından haftası dolmuş olurdu. Neyse pazartesi oldu ve ben nst'mi yaptırıp doktorun yanına girdim. Daha doğrusu bir saat giremedim çünkü Çankaya'da komple elektrikler gitti, jeneratör ultrason cihazını çalıştırmadı, teknik ekip uğraştı durdu. Öğlene doğru nihayet düzelince muayeneye girdik, bebek iyiydi, hafif düzenli sancılarım başlamıştı ve doktor yeniden çatı muayenesini yapmak istedi ve o da nesi, açılma başlamış, 3cm olmuştu bile. Her zamanki sakin güleryüzüyle "şimdi eve git bir duş al, eşyalarını al, bu da yatış kağıdın, gece olmazsa sabaha doğum olacak" dedi.  Güle oynaya, radyodaki şarkıya eşlik ederek, bebeği severek, ilk defa kullandığımız bir yolu kullanarak ve ne hikmetse hic karıştırmadan :) eve geldik. İyi ki anneleri götürmemişim onlar evi temizlemiş hazırlanmış bizi bekliyorlardı. Nst'den sonra ebenin "belki seni bugün yatırır" sözüyle anneme hazırlanın komutunu göndermiştim zaten. Banyomu yaptım, hazırlandım bir baktım nişan geldi, artık emindik 24 saat icinde doğuracaktım, mutlu sona yaklaşmıştık. Hastaneye gittik hemen doğuracakmışım gibi önlüğü giydirdiler, suyum gelir diye bezi bağladılar yatırdılar. Ama uyuz olmuşum gibi kaşınacağımı bilsem giyer miydim ben onları. Gecenin bi yarısı hepsini attım, evden çıkmadan son anda aldığım kendi günlük geceliğimi giydim doğuma da onunla gittim. Gece 12'den sonra yeme içme yasaklandı, serum bağlandı, nst sürekli bağlı {bu arada oğluşum bi nst cihazını patlattı :) hala anlamadık ne oldu o makineye} sancı bekliyoruz. Yüksek değerlere çıkıyor fakat bende hic ağrı yok. Doktor 5'ten sonra suni sancı verelim demis, sabah 8'e kadar açılmam tamamlanmış olurmuş doğururmuşum filan planlar bu yönde... Epiduralimi taktilar, sancıyı verdiler, nst hala takılı, nst'den folk diye bir ses geldi suyum patladı. Derken evdeki hesap çarşıya uymadı :( suni sancının etkisiyle bebişimin kalp atışları yarıya düştü, karnım kaskatı kesildi, ömür gibi gelen birkaç saniye kalp atışı bile alınamadı, hemen bana oksijen maskesi taktılar, sancıyı çıkardılar ve neyse ki her şey normale döndü ama ben mahvoldum. Öylece nst ekranına baktım kaldım, bütün hamileliğim gözlerimin önünden geçti. Nöbetçi doktor bir problem olmadığını söyledi filan kendime öyle geldim. Benim sancılarım hala yetersiz olunca sabah 8'de sancıyı doktorumun gözetiminde tekrar taktılar ve yine aynı şeyler yaşandı :( neyse ki biraz dinlendikten sonra kendi sancılarım düzene girdi de 6 cm, 8 cm derken saat 11 civarı açılmam tamamlandı. Tabi o aradaki 3 saatte epidural yok, bilmiyorum neden, sormak hiç aklıma gelmedi. Zaten o arada püf püf nefes alıp verirken zaman nasıl gecti anlamadım bile arada film kopuyor ki bence acıdan hatırlamıyorum. Bi ara doktorum artık geri dönüşü yok ben sana ısrar edemedim ama sezaryen senin için daha iyiydi dedi sadece onu ve bi yanımda annem, diğer yanımda eşimin elimden tutmuş yatağımda ıkındığımı hatırlıyorum. En son noktaya gelince doğum odasına girdik ve ben aslında odamdayken etkili bir şekilde ıkınamadığımın farkına vardım. Odaya girerken annemle ve eşimle vedalaştım, nedendir bilmem hep doğuma girmesini istediğim eşim girmeyecek gibi geldi. Diyorum ya film kopmuş bende. Ta ki eşim doktorun arkasından izin isteyip gelebilir miyim diyene kadar aklımdan çıkmış. Enerjim bitmişti, artık son noktaya gelmiştik ve her sancıda belim kopuyordu sanki. Ertesi gün başka doğumlar görünce farkettim ki herkesin 10-15 dk kaldığı odada ben 1 saat geçirdim. Doktor haklıymış gerçekten zor bir doğum oluyordu. Eşim yanımda bana sürekli destek oluyor, doktorum desen öyle sakin, rahatlatıcı... Madem geri dönüşü de yok haydi şimdi güzelce, tüm gücünle ıkın Pinky dedim. Sabaha kadar yaptığım dualar kabul olmuş olsa gerek tüm bitkinliğime rağmen o güç geldi ve Çınar doktorun kollarındaydı. Nefes alacak mı, ağlayacak mı endişesiyle korkarak bebeğimi görmeye çalışıyordum ki yine ömür gibi gelen bir bekleyişten sonra ilk çığlığını duyduk. Bize gösterdiler, ben hep o anı düşünürken çok ağlayacağımı sanmıştım ama sadece gülümseyip bebeğim benim diyebildim. Yani çok mutlu bir andı ve bir melek görmüştüm, sadece gülmek geldi içimden. Ebe hemen kontrole götürmek için aldı ve doktor eşi de son bir sancıyla çıkartıp dikişlerle uğraşırken bebeğimi giydirip kucağıma verdiler. O zamana kadar ağlayan oğlum bir anda kokumu alıp sustu ya işte o ana paha biçilemez... Artık anne olduğumu orada iyice hissettim.

Çınar'ı alıp götürdüler ve oksijen maskemi çıkardılar ve benden kalkmamı istediler ama gel gör ki kalkmak mümkün değil nasıl titriyorum anlatamam. Önce bacaklarıma takıldı gözüm sanki öbek öbek morarmış, damar damar olmuş bütün vücudum yüzüm gözüm, muhtemelen ıkınmaktan. O kadar dermansız kaldığımı hatırlamıyorum. 

Odama götürdüklerinde bebeğim beni bekliyordu. Emzirme hemşiresi hemen Çınar'ı kucağıma verdi. Şimdi bir başka önemli ana gelmiştik, memeyi tutturma çalışmaları başlamıştı. Ultrasonda bile elini emen oğlum beklediğim performansı gösterdi ve hiç sorun çıkarmadan emmeye başladı. Taa ki geceye kadar. Ne oldu da emmek istemedi bilmiyorum ama ilk gece zor geçti, Çınar emmeyi unuttu, kan şekeri düşmesin diye mama verdiler el mahkum kabul ettik. Ağlamalar, uykusuzluk, ağrılar derken taburcu olduk evimize geldik. 




Geçen 3 haftada hepsi geçti diyemem tabi 40'ı çıkınca geçecek gibi söylemler var, ben de bu yüzden o günü bekliyorum. Gaz sancıları ve uykusuzluk devam ediyor, bir günü bir gününe uymuyor oğluşumun. Yani 23 günlük bebekten de çok şey beklememek lazım zaten :) O dünyaya, biz birbirimizin diline alışmaya çalışıyoruz diyelim. Fakat bir gülüşü yeter dünyamızı aydınlatmaya... 

Allah isteyen herkese bu duyguyu yaşatsın ve meleğini göndersin. 

4 yorum:

  1. Allah sağlıklı uzun bir ömür nasip etsin sizlere beraber. Çok geçmiş olsun. Ne denir ki başka. Çok güzel bir oğlun var maşallah :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Âmin canım cook tesekkur ederim. Bu kadar tatlı olacağını tahmin etmiyordum :) Allah isteyen herkese versin.

      Sil
  2. dr da iyiymiş hani, sana bırakmış doğum yolunu...herkesin hamileliği farklı o son hafta güç geliyor falan diyişin çok saçma. not:herkes şeker falan olmuyor :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette herkesin farklıdır, aksini yaşayana saçma gelebilir ama bana enerji geldi. ve ben bunu bir yerde de okudum, vucut dogum icin enerji toplarmış, bu enerjiyi baska islere harcamayın yazıyordu. Tabi bu saçmalığı simdi burada kanıtlamak güç. Doktora da bebek icin bi riski olup olmadıgını sordum, risk olsa kesin sezaryen derdim sadece sen zorlanacaksin dedi ve bana bıraktı. Basından beri normal dogum istediğim icin bu beni mutlu bile etti.

      Sil

susma! konuş hadi anlat şeker insan :)